Wels’in kalbinde yer alan şık butikleriyle tanınan Nizam Gökbel, sadece bir moda girişimcisi değil; el emeğiyle yoğrulmuş bir yaşamın sembolü. “İstanbul’un modern lüksüyle tanınan Nişantaşı’ndan ve tarihi ticaretin merkezi Sultanhamam’dan başlayan yaşam hikayesi, Avusturya’nın vitrinlerine uzanan bir yolculuk; sabrın, disiplinin ve yeniden doğuşun öyküsüdür.”
Bugün dört farklı moda işletmesi bulunan Gökbel, iş dünyasının saygın kişisi olarak öne çıkıyor.
“Babam bana bu mesleği öğretti, tolerans tanımadı.”
– Tekstil sizin için bir meslekten çok daha fazlası gibi. Bu serüven nasıl başladı?
Nizam Gökbel’in hikâyesi çocuk yaşta başladı. Babası Kemal Gökbel, Türkiye’nin ilk konfeksiyon imalatçılarından biriydi ve çok disiplinli bir insandı. Küçük yaşta Nizam’ı Musevi ustaların yanına çırak olarak göndermiş ve “Bu işi kökünden öğreneceksin” demişti. Tolerans göstermeyen bu eğitim, ona sabır ve karakter kazandırdı.
O dönemlerde terzilik, sadece giysi yapmak değil, bir kimlik yaratmaktı. Kumaşı eline aldığında her detay büyük bir özen gerektiriyordu.
“Musevi cemaatinin içinde büyüdüm, o ocakta piştim.”
– O yıllar ona neler kattı?
Nizam Gökbel, Musevi cemaatinin ve tekstil dünyasının içinde büyüdü; adeta o ocakta pişti. Çekirdekten yetişti; hem imalatın inceliklerini hem de ticaretin disiplinini öğrendi.
Bugün bir kumaşa dokunduğunda kalitesini ve ruhunu hemen hissedebiliyor. Bu süreç, ona hem işçiliği hem de ticari disiplini öğretti; el emeğinin ve sabrın değerini kazandırdı.
“Bir kaza, bir kader dönüşümüydü.”
– ’ya yerleşme süreci nasıl gelişti?
1995 yılında kayak tatili için Avusturya’ya gelen Nizam Gökbel, geçirdiği bir kaza ile hayatının yönünü tamamen değiştirdi. Yaklaşık iki yıl süren hastane tedavisi ve uzun fizik tedavi sürecinin ardından Türkiye’ye dönemedi ve Avusturya’da kalmak zorunda kaldı.
“Buraya kalmak için gelseydim Almanca öğrenir ve daha planlı gelirdim, ama bir kaza sonucu kalmak zorunda kaldık. Kursa bile gidemedim.”
Bu süreçte hem fiziksel hem de ruhsal zorluklarla mücadele etti. Hayata sıfırdan, hatta eksiden başlamak zorunda kaldılar. İlk günden itibaren en büyük destekçisi eşi Nurten Hanım oldu. Birlikte gece gündüz çalışarak yeniden ayağa kalktılar.
“Bir dönem gerçekten bir dilim ekmeğe muhtaç kaldığımız günler oldu. Ama hiçbir zaman umudumuzu kaybetmedik.”
Bugün eşi Nurten ve kızları Melisa ile Begüm, onun en büyük destekçileri ve gurur kaynağı. “Ne yaptıysa, onların sevgisi ve inancı sayesinde yaptı. Bulunduğu noktaya kazıya kazıya geldi; her şeyi mücadeleyle ve sabırla inşa etti.”
“1999: Sıfırdan başlayan kendi yolculuğu”
– Sonrasında kendi işini kurmaya nasıl karar verdi?
Avusturya’daki çalışma hayatına başladığı ilk yıllarda, Türkiye’den edindiği mesleki tecrübe sayesinde Salzburg’daki bir tekstil fabrikasında üretim şefi olarak çalıştı. Daha sonra Wels’e taşındı.
Bir süre metal sektöründe çalıştı, ancak terzilikten kopmadı; evinde kendi terzilik işini sürdürmeye devam etti. İçindeki tutku onu tekrar tekstile yönlendirdi ve 1999 yılında Wels’te ilk terzi dükkânını açtı.
Zamanla işini büyüttü ve bugün tekstil alanında dört farklı işletmeye sahip:
· Carmen Änderungsschneiderei – değişiklik terziliği
· Nizam Fashion – erkek giyim
· Carmen Europa – gelinlik ve abiye
· SETRE Damen- und Herrenmode – kadın-erkek modası
Her biri farklı bir ihtiyaca dokunsa da, hepsinin ortak noktası aynı: kalite, el emeği ve dürüstlük.
Emeğin Sessiz Gururu
Bugün Nizam Gökbel, Wels’te yalnızca başarılı bir iş insanı değil; aynı zamanda sıfırdan başlayarak ayağa kalkmanın, aileyle omuz omuza mücadelenin ve emeğe sadık kalmanın sembolü. Avusturyalı iş dünyası ile kurduğu güçlü ilişkiler ve toplumdaki saygınlığı sayesinde, Türkiye ile Avusturya arasında sağlam ticari köprüler kurmayı başardı. Artık tek bir isteği var: emekli olduktan sonra eşi Nurten ile birlikte dünyayı gezmek.