A Milli Takım, yarın gece Priştine’de yalnızca bir maça değil, 24 yıllık Dünya Kupası hasretini bitirme fırsatına çıkıyor. Kosova karşısında oynanacak final niteliğindeki bu dev randevu öncesinde Vincenzo Montella’nın verdiği mesaj oldukça net: Bu takım sadece iyi futbolculardan değil, karakterli bir oyuncu grubundan oluşuyor.
A Milli Takım, yarın gece Priştine’de yalnızca bir maça değil, 24 yıllık Dünya Kupası hasretini bitirme fırsatına çıkıyor. Kosova karşısında oynanacak final niteliğindeki bu dev randevu öncesinde Vincenzo Montella’nın verdiği mesaj oldukça net: Bu takım sadece iyi futbolculardan değil, karakterli bir oyuncu grubundan oluşuyor. İtalyan teknik adam, görevde geçirdiği yaklaşık 2,5 yılın özetini yaparken oyuncularının kendisine her şartta karşılık verdiğini, oynayanı oynamayanı ile birlikte savaşan bir takım kimliği oluştuğunu vurguladı. Montella’nın en çarpıcı cümlesi ise hiç kuşkusuz şu düşünce oldu: Sonuç ne olursa olsun, oyuncularına bakışı değişmeyecek. Çünkü o bu grubu sıradan bir kadro değil, aidiyet duygusu yüksek bir milli takım olarak görüyor.
Montella’nın açıklamalarında dikkat çeken bir başka nokta da psikolojik eşik oldu. Türkiye’nin 2002’den bu yana Dünya Kupası’na gidememesi doğal olarak kamuoyunda büyük bir baskı yaratıyor. Ancak Montella bu yükü mevcut oyuncu grubunun sırtına bırakmıyor; aksine, “24 yıldır gidilemediyse bunun sorumlusu bu çocuklar değil” düşüncesiyle takımı koruyan bir dil kullanıyor. Bu yaklaşım, maç öncesinde teknik adamın sadece taktik değil, soyunma odası psikolojisini de doğru yönettiğini gösteriyor. Onun gözünde yarın gece sadece bir eleme maçı değil, uzun süredir kurulan bir hayalin son kapısı var.
Kaptan Hakan Çalhanoğlu’nun mesajı da aynı derecede güçlü. Deneyimli isim, Türkiye’nin Dünya Kupası hayaline artık sadece bir maç uzaklıkta olduğunu söylerken, takım içindeki motivasyonun yüksek olduğunu ve herkesin bu sorumluluğun farkında bulunduğunu anlattı. Hakan’ın özellikle “90 dakikamız var” vurgusu, bu maçın önemini tek cümlede özetliyor. Kaptan ayrıca Kosova’yı küçümsemediklerini açık açık ortaya koydu; rakibin iyi organize olduğunu, tehlikeli geçiş hücumları yaptığını ve özellikle Vedat Muriqi ile Fisnik Asllani gibi isimlerle ciddi tehdit oluşturduğunu belirtti. Yani milli takım cephesinde hava umut dolu ama rehavet kesinlikle yok.
Sahanın futbol tarafına bakıldığında Türkiye, bu finale Romanya karşısında alınan 1-0’lık galibiyetin moraliyle geliyor. O maçta kilidi açan an, Arda Güler’in zekâ dolu pası ve Ferdi Kadıoğlu’nun bitiriciliği olmuştu. Özellikle Arda’nın oyuna yön veren görüntüsü, yarınki final öncesinde milli takımın en büyük kozlarından biri olarak öne çıkıyor. UEFA’nın olası kadro projeksiyonunda da Türkiye’nin hücum aklının Arda, Kenan, Barış Alper, Hakan ve Kerem hattı üzerinden şekillenmesi bekleniyor. Bu da bize Montella’nın topa sahip olan ama doğru anda hızlanan bir planla sahaya çıkacağını düşündürüyor.
Ama karşıda sıradan bir ev sahibi olmayacak. Kosova, bu finale Slovakya’yı deplasmanda 4-3 yenerek geldi ve bu sonuç ülkede tarihi bir heyecan yarattı. Reuters’ın aktardığı tabloya göre Kosova sadece bir futbol maçına değil, ilk kez Dünya Kupası’na gitme ihtimaline hazırlanıyor. Ülkede biletler çok hızlı tükendi, tribün atmosferi günler öncesinden büyüdü. UEFA tarafında Franco Foda’nın “Stadımız 13 bin kişi ama 100 bin kişilik olsa yine dolar” sözleri de bu havayı açık biçimde anlatıyor. Kısacası Türkiye, yarın sadece rakibiyle değil, duygusal olarak son derece yüklenmiş bir iç saha atmosferiyle de mücadele edecek.
Bu yüzden maçın anahtarı büyük ihtimalle duygularla değil, oyunun temposuyla ilgili olacak. Kosova’nın geçiş oyunları, ikinci topları ve iç saha coşkusuyla baskı kurması bekleniyor. Türkiye ise topun kontrolünü kaybetmeden, özellikle orta sahada Hakan’ın yönlendirmesi ve Arda’nın ara pas kalitesiyle oyunu çözmeye çalışacak. Montella’nın basın toplantısında rakibin güçlü yönlerini törpülemek gerektiğini söylemesi boşuna değil. Bu finalde her ayrıntı belirleyici olacak: ilk gol, duran toplar, geçiş savunması, sabır ve maçın duygusal kırılma anları.
Özetle yarın gece Priştine’de oynanacak maçta mesele yalnızca bir galibiyet değil. Türkiye için 2002’den beri süren özlemi bitirme, Kosova için ise tarih yazma fırsatı var. Montella’nın oyuncularına duyduğu güven, Hakan’ın birlik mesajı, Arda’nın yükselen formu ve rakibin coşkulu iç saha atmosferi, bu maçı sıradan bir elemeden çok daha fazlası haline getiriyor. A Milli Takım sahaya çıkacak, ama aslında Türkiye yarın gece tek bir sorunun cevabını arayacak: Bu jenerasyon, yıllardır beklenen Dünya Kupası kapısını gerçekten açabilecek mi?
Haber / Barış Öztürk
Foto / Yiğit Örme